Gelsen Hani..

Zamansızca kapımı çalsan hani 
elinde demli iki çay bardagı ile 
gamzende bir hayatı var ettiğim gülümsemelerin eşliğinde
ve canıma can katan o yosun yeşili gözlerin ile 
dizlerime can katsan hani yasladıgın başın ile

senn 
her ne durumda olursan ol 
ben duru yüzünde tazelenmeye hazırım sevgili 
iki kelamlık ömürde biçsen sohbet aleminde 
ben dilinin namlusundan çıkan her harfi ömür yapmaya razıyım sevgili

Aguş’umun mihrinde hissetmek istediğim nefesin 
kulaklarımda çangılanası sesin 
Eylüle inat yeşersin umutlarım 
avuç içim de can bulsun ellerin 
sözün deminde muhabbete tabi gece masiva’sı sözlerin

Göç etmiş ruhum sessizliğinin ayrılığında iken gel 
Dizlerim yokluğunda aşındırdıgı yollarda kanarken gel
Sözlerim seni hece hece özlerken gel
Gecem güne aymazken gel

Öyle İşte . . .

Murat Özçelik

Sevdim Seni..


lk Defa Gittiğim Bir Şehir Gibisin Sevgili..
Önce Bi Yabancılık,Sonra Bi Alışkanlık, Sonrada Bağımlılık Yaratıyorsun Ve Ben Sana Ait Olmadığım Halde Memleketim Gibi Seviyorum Seni..!!
Ben sevdim seni sen bilmediğinde, bilmek istemediğinde, gözlerini kapatıp, kulaklarını tıkadığında sevdim seni.
Alıp seni ömrümün tahtına koymayı istedim, başımın tacı ol istedim, kalbimin sultanı ol istedim, gözlerim senden başkasına bakarsa kör olsun diye dua edecek kadar sevdim seni.
Elleri tutamazken, gözlerine bakamazken, dizinde uyuyamazken de sevdim seni.
Gece rüyamda, sabah kahvaltımda, Sabah ezanlarında, yediğim yemekte, içtiğim suda, gecede, gündüzde, yazda, kışta, bahar da sevdim seni.
Yalan dolan olmayan yürekli bir sevdayla sevdim seni…
Alıntı

Kim bilir..

Uzunca zaman olmuştu seni görmeyeli, aynı bugünki gibi, ne eder kimler görür bakmaya kıyamadıgım gözlerine , acep Kim işitir içimi titreten hafif kar sıcaklığındaki sesini

Kim bilir,
Kim bilir kime tebessüm eder yüreğime can olmuş suretin

Kim bilir,
Kime eşlik eder papatya kokulu demli çayın

Aklımdan çıkarıp atamadığım
Son bakışın
Son tebessümün
Ve son gül mevsimini andıran yeşil gözlerin
Yüreğime koca bir servet

Soğuk, ıssız, nefessizce

Öyle işte . . .

Murat Özçelik. . .

Wer weiß..

Views ¶ Rsel Ergebnis bezogen auf à ¶ YLE iåte

Es ist eine lange Zeit, seit ich dich gesehen habe, wie heute, wer wird sehen, was zur Hölle wird, um Ihre Augen zu tun, die Schmerzen im hellen Schnee, der meine Seiten schüttelt.

Wer weiß
Wer weiß, wer würde Lächeln und Herz Leben

Wer weiß
Wer begleitet Daisy-duftenden Tee

Ich kann es nicht aus meinem Kopf nehmen
Letzter Blick
Meine letzte Benachrichtigung
Und die grünen Augen, die die letzte Rosen Saison ähneln
Herz ein großes Vermögen

Kalt, trostlos, atemlos

Einfach so. . .

John Oliver . .

Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken…

Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının…
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti…
Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak koyu bir karanlık…

Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazamak sana dair,
hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya…

Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım…

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinde,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken…

Şair: Nazım Hikmet