Risk Matrisi mi FMEA mı? Hangisi Daha Etkili?
Yeni bir ürün devreye alınacak.
Yeni bir proses kurulacak.
Yeni bir makine satın alınacak.
Yeni bir tedarikçi sisteme dahil edilecek.
Bu tür durumlarda çoğu işletmenin ilk refleksi risk değerlendirmesi yapmak olur.
En azından teoride.
Ancak burada önemli bir soru ortaya çıkar:
Gerçekten risk mi yönetiyoruz, yoksa yalnızca riskleri puanlandırıyor muyuz?
Bu iki kavram arasındaki fark sanıldığından çok daha büyüktür.
Çünkü birçok organizasyonda risk değerlendirme çalışmaları tamamlanmış görünmesine rağmen aynı risklerin tekrar tekrar gerçekleştiği görülebilmektedir.
Bu durum genellikle kullanılan aracın yanlış olmasından değil, aracın amacının yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır.
Risk Matrisi ve FMEA bugün dünyada en yaygın kullanılan iki risk değerlendirme yöntemidir.
Peki hangisi daha etkilidir?
Aslında doğru soru bu değildir.
Asıl soru şudur:
Hangi durumda hangisi kullanılmalıdır?
Risk Matrisi Nedir?
Risk matrisi en temel haliyle iki değişken üzerine kuruludur:
Gerçekleşme olasılığı
Etki seviyesi
Bu iki parametre kullanılarak riskler belirli kategorilere ayrılır.
Düşük risk.
Orta risk.
Yüksek risk.
Kritik risk.
Bu yaklaşımın en büyük avantajı hızıdır.
Kısa sürede uygulanabilir.
Teknik uzmanlık gereksinimi düşüktür.
Yönetim ekipleri tarafından kolay anlaşılır.
Bu nedenle proje yönetimi, iş sağlığı ve güvenliği, satın alma süreçleri ve organizasyonel risk değerlendirmelerinde yaygın olarak kullanılmaktadır.
Ancak aynı zamanda önemli bir sınırlılığı da vardır.
Risk matrisleri çoğu zaman riski oluşturan mekanizmayı açıklamaz.
Yalnızca riskin büyüklüğünü göstermeye çalışır.
FMEA Nedir?
FMEA (Failure Mode and Effects Analysis), Türkçeye genellikle Hata Türleri ve Etkileri Analizi olarak çevrilmektedir.
Risk matrisinden farklı olarak yalnızca riskin büyüklüğüne odaklanmaz.
Şu sorulara cevap arar:
Ne yanlış gidebilir?
Bu hata nasıl oluşabilir?
Sonuçları ne olabilir?
Mevcut kontroller yeterli mi?
Riski azaltmak için ne yapılabilir?
Bu nedenle FMEA çok daha detaylı bir yaklaşım sunar.
Özellikle;
Otomotiv
Havacılık
Savunma sanayi
Medikal cihazlar
Seri üretim sistemleri
gibi sektörlerde yaygın olarak kullanılmaktadır.
Ancak detay seviyesi arttıkça uygulama maliyeti de artmaktadır.
Bu nedenle her problem için FMEA yapmak çoğu zaman mantıklı değildir.
Risk Matrisi Nerede Güçlüdür?
Risk matrisleri özellikle belirsizliğin yüksek olduğu ve teknik detayların henüz netleşmediği aşamalarda oldukça faydalıdır.
Örneğin yeni bir fabrika yatırımı planlanıyorsa:
Enerji riski
Tedarik riski
Finansal risk
İş gücü riski
Yasal riskler
gibi birçok faktör hızlı şekilde değerlendirilebilir.
Bu noktada FMEA kullanmaya çalışmak gereksiz karmaşıklık oluşturabilir.
Çünkü henüz analiz edilebilecek bir proses bulunmamaktadır.
Risk matrisi büyük resmi görmek için oldukça etkili bir araçtır.
FMEA Nerede Güçlüdür?
FMEA ise detay seviyesinin yüksek olduğu durumlarda öne çıkar.
Örneğin bir üretim hattında oluşabilecek;
ölçü sapmaları,
kaynak hataları,
montaj problemleri,
yüzey kusurları,
fonksiyon kayıpları
gibi durumların değerlendirilmesinde çok daha güçlüdür.
Çünkü yalnızca riski puanlamaz.
Riski oluşturan mekanizmayı da analiz etmeye çalışır.
Bu nedenle birçok otomotiv üreticisi yeni ürün devreye alma süreçlerinde FMEA çalışmalarını zorunlu hale getirmiştir.
Literatürde Konuya Bakış
Risk değerlendirme yöntemlerinin etkinliği uzun yıllardır araştırmacılar tarafından incelenmektedir.
Örneğin R. J. Stamatis tarafından gerçekleştirilen çalışmalar, FMEA yönteminin yalnızca hata önceliklendirme aracı değil, aynı zamanda kurumsal öğrenme mekanizması olarak da değerlendirilebileceğini göstermektedir.
Benzer şekilde havacılık ve savunma sanayinde gerçekleştirilen araştırmalar, sistematik hata analizlerinin yalnızca mevcut riskleri değil, henüz ortaya çıkmamış potansiyel riskleri de görünür hale getirebildiğini ortaya koymaktadır.
Araştırmacıların ortak görüşlerinden biri oldukça dikkat çekicidir:
Risklerin büyük bölümü ilk ortaya çıktıkları anda değil, uzun süre göz ardı edildikten sonra kritik hale gelmektedir.
Bu nedenle risk yönetiminin temel amacı riskleri listelemek değil, riskleri görünür hale getirmektir.
Akademik Bir Vaka Analizi
Carl S. Carlson tarafından yayımlanan çalışmalar içerisinde otomotiv sektöründe gerçekleştirilen FMEA uygulamalarına ilişkin çok sayıda örnek bulunmaktadır.
Bu çalışmalarda araştırmacılar yeni ürün devreye alma süreçlerinde potansiyel hata türlerini sistematik olarak incelemiş ve birçok kritik riskin ürün müşteriye ulaşmadan önce tespit edilebildiğini göstermiştir.
İncelenen vakalardan birinde ekip başlangıçta düşük risk olarak değerlendirilen bir montaj varyasyonunun, belirli kullanım koşullarında ciddi fonksiyon kayıplarına neden olabildiğini tespit etmiştir.
İlk değerlendirmelerde bu durumun gerçekleşme olasılığı düşük görülmüş olmasına rağmen detaylı FMEA çalışmaları sonucunda mevcut kontrollerin yetersiz olduğu anlaşılmıştır.
Bunun üzerine proses revize edilmiş, kontrol noktaları güncellenmiş ve hata oluşma olasılığı önemli ölçüde azaltılmıştır.
Çalışmanın dikkat çekici tarafı şudur:
Risk başlangıçta zaten mevcuttu.
Ancak sistematik analiz yapılmadan önce görünür değildi.
Bu durum risk yönetiminin en temel gerçeğini göstermektedir.
Riskler analiz yapılınca oluşmaz.
Analiz yapılınca görünür hale gelir.
Sahadaki Karşılığı
Teoride risk yönetimi oldukça sistematik görünmektedir.
Ancak gerçek üretim ortamlarında farklı problemler ortaya çıkabilmektedir.
Bazı organizasyonlarda risk değerlendirme çalışmaları yalnızca proje başlangıcında gerçekleştirilmektedir.
Daha sonra süreç değişse bile risk değerlendirmeleri güncellenmemektedir.
Bazı durumlarda ise risk puanları teknik analizlerden çok kişisel yorumlarla belirlenmektedir.
Bu durum özellikle karmaşık üretim sistemlerinde ciddi sorunlara yol açabilmektedir.
Çünkü risk yönetiminin amacı toplantıda ortak görüşe ulaşmak değildir.
Amaç, gelecekte problem oluşturabilecek zayıf noktaları mümkün olduğunca erken tespit etmektir.
Veriyle desteklenmeyen risk değerlendirmeleri kısa vadede hızlı görünse de uzun vadede yanıltıcı olabilir.
Peki Hangisi Daha Etkili?
Bu sorunun tek bir cevabı yoktur.
Risk matrisi ve FMEA birbirinin rakibi değildir.
Birbirini tamamlayan araçlardır.
Risk matrisi daha geniş perspektifte çalışır.
FMEA ise daha derin analiz sağlar.
Yeni bir yatırım planlanıyorsa risk matrisi daha faydalı olabilir.
Yeni bir proses devreye alınıyorsa FMEA çok daha güçlü sonuçlar verebilir.
Başarılı organizasyonlar bu araçlardan yalnızca birini seçmez.
Doğru problemi doğru araçla analiz eder.
Yazarın Notu
Risk yönetiminin amacı geleceği tahmin etmek değildir.
Amaç, gelecekte yaşanabilecek problemlere hazırlıksız yakalanmamaktır.
Bazı organizasyonlarda risk değerlendirme çalışmaları proje başlangıcında tamamlanan bir görev gibi görülmektedir.
Oysa riskler dokümanlarda yaşamaz.
Riskler süreçlerde yaşar.
Bu nedenle yıllardır güncellenmeyen bir risk analizi çalışması, hiç yapılmamış bir risk analizinden çok daha tehlikeli olabilir.
Çünkü yönetime sahte bir güven hissi verebilir.
Bir risk tablosunun doldurulmuş olması, risklerin gerçekten yönetildiği anlamına gelmez.
Risk Matrisi ve FMEA günümüzün en güçlü risk değerlendirme araçları arasında yer almaktadır.
Ancak etkinlikleri kullanılan yöntemin kendisinden çok uygulama kalitesine bağlıdır.
Doğru kullanıldıklarında;
potansiyel hataları görünür hale getirirler,
kaynakların doğru yönlendirilmesini sağlarlar,
maliyetleri azaltırlar,
müşteri memnuniyetini artırırlar.
Yanlış kullanıldıklarında ise yalnızca doldurulmuş formlar ve kapanmış aksiyonlar üretirler.
Risk yönetiminde gerçek başarı, riskleri puanlamak değil, riskleri anlamaktır.
Kaynakça & Referanslar
- Stamatis, D. H. Failure Mode and Effect Analysis: FMEA from Theory to Execution.
- Carlson, C. S. Effective FMEAs: Achieving Safe, Reliable and Economical Products and Processes Using Failure Mode and Effects Analysis.
- AIAG & VDA FMEA Handbook (2019).
- IEC 60812: Failure Modes and Effects Analysis (FMEA and FMECA).
- NASA Risk Management Handbook.
Teknik ve edebi yazılarla yazariz.com topluluğuna katkı sağlamaktadır.