Kim bilir..

Uzunca zaman olmuştu seni görmeyeli, aynı bugünki gibi, ne eder kimler görür bakmaya kıyamadıgım gözlerine , acep Kim işitir içimi titreten hafif kar sıcaklığındaki sesini

Kim bilir,
Kim bilir kime tebessüm eder yüreğime can olmuş suretin

Kim bilir,
Kime eşlik eder papatya kokulu demli çayın

Aklımdan çıkarıp atamadığım
Son bakışın
Son tebessümün
Ve son gül mevsimini andıran yeşil gözlerin
Yüreğime koca bir servet

Soğuk, ıssız, nefessizce

Öyle işte . . .

Murat Özçelik. . .

‘Yine ßir Cinnet Sahnesinde Astım ßeni__!

ßoşluğa akıyorum her defasında
ßu çıldırtan cinnet sahneleri hiçmi bitmez bir İnsan da
ßir suçum mu vardı derken kendime
Anlamsız kalıyor her cevap bu soruya
ßir arayışım mı olmalıydı yaşamda
Oyun gibi bir hayatın sahte kişilikleriyle tükenmekteyim

Acı kavramsal görünsede İnsan larca
Hayatımın merkezine mıhlanmış yaşam kaynağı gibiydi
ßitmek bilmeyen zehir zıkkım sorulara gebeyim
Cevapların yetersiz kaldığı sorularla tükenmekte hayatım
ßu hayat beni vurmak için tuzaklarlamı bezeli bilemedim
Labirent tadında çıkmaz sokaklarım hiç tükenmedi ki

Hani diyorum varsa eğer başka bir hayatım
ßen vazgeçtim o hayattan da kalmadım ki hic bana
Kendimden arta kalanım hep yıkık bir harabe kıvamında
Mutluluk yabancı ve yalancı görünüyor anlatamasam da
Hangi ıspat , hangi delil döndürebilir beni
Yaşanmışlıklarımın yaşanmamışcasına inkar edilişleri ile

Vazgeçtim vazgeçilmez  zan edişlerden
Saçma sapan yalancı umutların ahenklerinden
Zamanın hiçbir diliminde kalıcı olamayan benle
O gün gelir göçer giderim
Her seferim de kendime kalan yalnız kendim ile
Aman ! Allah’ım yine bir cinnet sahnesinde astım beni__!

OL`AN


‘biliyorum ki
yazılmamış
bir sonsuzluk var
gözümde…

‘yazılacakların
yazılmasına vakit var .

-koştururken dünyada
meşkale derdinde
merkezden ayrılmayan benle
izliyorum kendimi her saniye
o an görüyorum zamanın darlığını
ve saniye olan küçücük bir anın dünyalara bedel kıymetini…

‘yanmaklık
acı çekmek zan edilir canlılara
hal buki
yanmaklık
arınmaklık
olabilecek tüm duygu ve düşüncelerin
olmadığı yerde.

‘oraya’
boşluk diyoruz !

-kimi zaman araf
biz olduğumuz yeri
kendimiz isimlendiriyoruz
dünyadaki varsayımlarımızla…

‘kimi vakit
cehennem ediyor
kimi vakit cennet
bazende hiçbiri olmayan araf…

-gel ! görki ;
ne hep var ne hiç
olan dan başka…

-tüm bunları var eden biz dahi
hayaliz kendimize…

-tüm hayaller
tek gerçeğe dair ;
perdelenişimizin ürünü bizde
oda olduğumuz andaki
‘ol an’
yaklaşamıyoruz olana
çünkü korkuyoruz
alışkanlıklarımızdan kopmaya….